Smaçör Boyu Kaç Olmalı?
Bir Hayalin Gerçeğe Dönüşü: Smaçör Olmak İsterken
Bir zamanlar her hafta sonu mahalle arası voleybol maçlarında sıçrayıp smaç yapmayı hayal ederdim. O kadar netti ki, gözlerimi kapadığımda o anı yaşardım. Kocaman bir salona, tribünlerin ışıkları altında, o topu havada yükseltip ağları geçirdiğimi… Ama ne yazık ki o hayalin bir gerçeğe dönüşme şekli çok da kolay olmadı.
Smaçör olma fikri, bende her zaman biraz içsel bir çekişmeye yol açtı. Bazen uzun boylu, bazen de hızla çevik bir oyuncu olmak istedim. Ama bir şey vardı, bu sorunun etrafında sürekli dönen bir soru: “Smaçör boyu kaç olmalı?”
Hayal Kırıklığı: Boyum Yeterli Değil Mi?
Kayseri’deki o eski sahada, her şeyin çamurlu olduğu o günlerden birinde, smaç yapma hayalim gerçek bir duvarla karşılaştı. Takım arkadaşım Gökhan’ın boyu neredeyse 2 metreydi, ben ise 1.80 civarındaydım. Yine de o gün, Gökhan bir smaç attığında herkes ona bakıp “Vay be!” dedi. Ben de sıçradım, ama top bir türlü ağlara gitmedi. Voleybol sahasında, her şeyin boyutlarına göre şekillendiği bir dünya vardı. Boy, kuvvet, hız… Bir yanda hayalini kurduğum o mükemmel smaç, diğer yanda sınırlı olan bedenim vardı.
Gözlerim o an bir anlığına karardı. Hadi ya, boyum buna yetmiyor muydu? Zihnimde boyun her şey olduğu, yalnızca uzun olanların başarılı olacağı bir dünyada, kendimi başarısız hissettim. Hayal kırıklığı, bir an boşluğa düşmek gibiydi. Sanki o topu ağlara gönderememek, biraz da hayattan gelen o darbe gibiydi. Boyumun yeterli olup olmadığını sorgulamaya başladım. O sırada, o günün sesleri hep kulağımda çınladı: “Boyu uzun olanlar her zaman önde.”
Umut: Boyun Önemli Olmamalı, Yüreğin Yeter
Ama sonra, bir hafta sonu bir arkadaşımın söylediği bir şey vardı. “Boy her şey değil, yüreğin ne kadar yüksek sıçrayabiliyor? İşte esas mesele bu.” O an bir şeyler yerinden oynamaya başladı. Evet, boyun ne kadar uzun olduğu bir avantaj olabilir, ama gerçek soru şuydu: Gerçekten o topu geçirebilecek miydim? Gücüm ve azmim yeterli miydi?
Zihnimdeki o karanlık, yavaşça ışığa döndü. Belki de boyun ötesinde başka şeyler vardı. Hız, teknik, strateji… Boyum belki 2 metre değildi, ama adımlarım hızla attığımda o topu yakalamak için her şansım vardı. Asıl meseleydi: İstediğim zaman ne kadar yükseğe sıçrayabilirdim? Çalışarak, sabırla, bu hayalim için ne kadar ter dökebilirdim?
O günlerden sonra, voleybol sahasında hiç kimseye boyuma bakarak kendimi küçültmeye izin vermedim. Her maçta, her an, kendi azmimi ve inancımı ortaya koyarak daha yükseğe sıçradım. Bunu yapmak, en çok da kendi sınırlarımı aşmak demekti.
Sonra Ne Oldu?
Bir süre sonra fark ettim ki, smaçör olmak için boyun ne kadar uzun olduğu, sadece dışarıdan bakıldığında önemli. Ama gerçekten oyun içinde başarılı olmak, sahada fark yaratmak, sadece fiziksel değil, ruhsal bir mücadeleydi. Boyum ne kadar uzun olursa olsun, kendi inancım ve çabamla ne kadar yükseğe sıçrayabileceğimi görmek, belki de asıl başarıydı.
Şimdi, smaç yaparken, o eski soruyu hatırlıyorum: “Smaçör boyu kaç olmalı?” Ve artık gülümsüyorum. Çünkü o anın cevabını öğrendim: Smaçör boyu, ne kadar yükseğe sıçrayabildiğinle ölçülmeli.