Cizre Hangi İle Bağlıdır? Şırnak’ın Tarihsel Eşiğinde Bir Sınır Şehri Cizre hangi ile bağlıdır? En yalın yanıt: Şırnak. Ancak bu kısa cümle, Dicle’nin kıyısına kurulmuş bu kadim şehrin katmanlı tarihini ve bugününe uzanan akademik tartışmaları anlatmaya yetmez. Aşağıda, Cizre’nin coğrafi konumundan idari statüsüne, kültürel mirasından güncel yorumlara uzanan geniş bir çerçeve çiziyoruz. Coğrafî Konum ve İdari Çerçeve Cizre, Türkiye’nin güneydoğusunda, Dicle Nehrinin büyük bir dirsek yaptığı noktada yer alır. İl merkezine ve sınır kapılarına olan yakınlığı, ilçeyi hem Şırnak ilinin en görünür yerleşmelerinden biri yapar hem de onu bölgesel bir geçiş kavşağına dönüştürür. Güncel idari sınıflandırmada Cizre; valilik, kaymakamlık ve…
14 YorumEtiket: bir
10 Teker Kamyon Ayda Ne Kadar Kazanır? Farklı Bakış Açılarıyla Derinlemesine Bir İnceleme Gelin açık konuşalım… “10 teker kamyon ayda ne kadar kazanır?” sorusu, sadece bir rakam arayışından ibaret değil. Bu sorunun içinde alın teri var, risk var, yatırım var, hatta hayatın farklı bakış açılarıyla nasıl değerlendirildiğini gösteren koca bir hikâye var. Ben de konulara tek pencereden değil, farklı yönlerden bakmayı seven biri olarak, bu yazıda meseleyi hem objektif verilerle hem de duygusal ve toplumsal etkiler açısından ele almak istiyorum. Belki sonunda hep birlikte şu sorunun cevabını daha anlamlı bir şekilde buluruz: Gerçekten “kazanç” sadece para mıdır? — Erkeklerin Bakış…
10 YorumKonar Göçer Yaşayanlara Ne Denir? İnsan Ruhunun Yer Değiştiren Haritası Bir psikolog olarak her zaman şu soruyla başlarım: İnsan neden duramaz? Konar göçer yaşayanlara tarih “yörük”, “göçebe”, “nomad” der. Ama psikoloji açısından bakıldığında, bu yaşam biçimi yalnızca fizyolojik bir yer değiştirme değildir; bir varoluş biçimi, bir içsel ihtiyaçtır. Peki, konar göçer yaşamak sadece fiziksel bir göç mü, yoksa insan ruhunun değişime duyduğu derin özlem mi? Bu yazıda, “Konar göçer yaşayanlara ne denir?” sorusunu bilişsel, duygusal ve sosyal psikolojinin merceğinden inceleyeceğiz. Çünkü belki de her birimiz, kendi iç dünyamızda hâlâ birer konar göçeriz. Bilişsel Psikoloji Perspektifi: Zihnin Sürekli Göçü Zihnimiz hiçbir…
13 YorumHarbi Ya Ne Demek? Tarihsel Bir Bakışla Dönüşüm ve Dilin Evrimi Geçmişi anlamadan, bugünü tam olarak kavrayabilmek oldukça zor. Bir tarihçi olarak, her kelimenin, her ifadenin ardında bir hikâye, bir dönüşüm süreci ve toplumsal bir bağ bulunur. Dil, toplumların geçirdiği değişimlerin ve kırılmaların en canlı göstergelerindendir. Bu yazıda, sıkça duyduğumuz ama bazen anlamını tam olarak sorgulamadığımız bir kelimeye odaklanacağız: “Harbi ya.” Peki, bu ifadeyi ne zaman, nasıl ve neden kullanıyoruz? Nereden geliyor ve hangi tarihsel süreçlerin etkisi altında şekillendi? Tarihsel bir analizle bu sorunun peşine düşerken, “Harbi ya” ifadesinin, Türk dilindeki kökenlerinden toplumsal anlam taşıyan değişimlerine kadar bir yolculuğa çıkacağız.…
12 YorumGönlüne Okşamak Ne Demek? Kültürel ve Düşünsel Bir İnceleme Gönlüne okşamak… Bu ifade, Türkçenin duygusal derinliğini, kültürel zarafetini ve insan ilişkilerindeki incelikli dilini en iyi anlatan deyimlerden biridir. Kelimenin yüzeysel anlamı birini hoşnut etmek, gönlünü almak gibi görünse de, aslında tarih boyunca toplumsal yapılar, edebiyat ve etik düşünce içinde çok daha geniş bir anlam alanına sahiptir. Gönlüne okşamak, sadece bir duygusal davranış biçimi değil; aynı zamanda Türk kültürünün insan ilişkilerine yüklediği “yumuşak güç”ün bir göstergesidir. Tarihsel Arka Plan: Gönül Kavramının Kökeni “Gönül” kelimesi, Eski Türkçedeki könül biçiminden gelir ve kalp, ruh, iç dünya anlamlarını taşır. Bu kavram Orta Asya’da, özellikle…
8 YorumGöbek Bağı Düştükten Sonra Bez Nasıl Bağlanır? Kelimelerin Dokunuşuyla: Bir Edebiyatçının Gözünden Hayatın İlk Bağı Her anlatı bir başlangıçtır; her başlangıç bir bağın çözülmesidir. Göbek bağı, yaşamın ilk metaforudur: insanın hem annesine hem hayata bağlandığı o ince, ama kudretli iplik. Bir yazar için bu bağ, yalnızca biyolojik değil, edebi bir semboldür — çünkü her kelime de bir bağ kurar: yazarla okuyucu arasında, duyguyla anlam arasında, varlıkla hatıra arasında. Göbek bağı düştüğünde, aslında ilk kez “ayrılığın” ne olduğunu deneyimler beden; ama aynı anda “bağımsızlığın” şiirini de yazmaya başlar. Bir Dönüşüm Hikayesi: Beden, Ruh ve Anlamın Yeni Düzeni Göbek bağının düşmesi, bir…
16 Yorum“79 kez ağırlaştırılmış müebbet” gerçekte neyi çözüyor? İtiraf edeyim: “79 kez ağırlaştırılmış müebbet” gibi manşetleri gördüğümde içimde bir şeyler isyan ediyor. Adaleti büyülü bir sayıyla şişirince daha “tam” mı oluyoruz? Mağdurların acısı 79’la çarpılınca dinecek mi, yoksa biz sadece vicdanlarımızı rakamlarla uyuşturuyor muyuz? Bu yazı, tam da bu rahatsızlığın üstüne gidiyor: 79 kez ağırlaştırılmış müebbet ne demek, neye yarar, nerede tökezler? Kısa cevap: 79 kez ağırlaştırılmış müebbet, her bir suç veya mağdur için ayrı ayrı kurulan ağırlaştırılmış müebbet hükümlerinin “yığılmasıdır”; pratikte tek bir insan ömründe cezalar aynı anda infaz edilir. Rakamlar büyür, hücrenin kapısı yine bir kez kilitlenir. 79 kez…
16 YorumGitar Nedir? Kısa Bir Bakış Gitar, tarihsel kökenleri çok derinlere dayanan, günümüzde ise farklı türleriyle geniş bir müzik yelpazesinde kendine yer bulan telli çalgı ailesinin en popüler üyelerindendir. Hem akustik hem de elektrikli modelleriyle, solo performanslardan orkestra eşliklerine kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Gitarın Tarihsel Kökenleri Gitarın geçmişi, yaklaşık 4.000 yıl öncesine, Mezopotamya’ya kadar uzanır. İlk örnekleri, uzun boyunlu ve çok telli çalgılar olan tanbur ve benzeri enstrümanlardır. Antik Yunan’da “kithara” adıyla bilinen telli çalgılar da gitarın ataları arasında sayılabilir. Orta Çağ’da Avrupa’da “guiterne” ve “vihuela” gibi enstrümanlar, modern gitarın şekil ve çalım tarzının gelişimine katkı sağlamıştır. Ancak gitarın…
16 YorumGerinme Neden Olur? Felsefi Bir Bakış Gerinme, insan yaşamının kaçınılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkar. Ancak bu, sadece fizyolojik bir reaksiyon değil, aynı zamanda derinlemesine felsefi ve psikolojik bir fenomendir. Gerinme, yalnızca bedensel bir hareket değil, varoluşsal bir durumu da ifade edebilir. Bu yazıda, gerinmenin nedenlerine, etik, epistemoloji ve ontoloji perspektiflerinden bakarak derinlemesine bir inceleme yapacağız. Felsefi Bir Başlangıç: Gerinmenin Köklerine İniş Felsefeye göre, varlık ve bilinç arasındaki ilişki sürekli bir gerilim halindedir. İnsan, bedensel sınırlarının ve çevresindeki dünyanın farkındalığına sahip olarak, sürekli olarak bir şeyleri gerer ve gerilim oluşturur. Bu gerinme, sadece fiziksel değil, duygusal ve düşünsel düzeyde de…
8 YorumHava Hukukuna Ait İlk Bilimsel Çalışmayı Kim Yapmıştır? Gökyüzü, insanoğlu için her zaman özgürlüğün, keşfin ve bilinmeyenin simgesi oldu. Ancak insanın göğe yükselme arzusu sadece uçmakla sınırlı kalmadı; bu yolculuğun getirdiği hukuki sorunlar da zamanla tartışılmaya başlandı. Peki, gökyüzüyle ilgili hukuk kuralları nasıl doğdu? Hava hukukuna ait ilk bilimsel çalışmayı kim yaptı? Gelin bu sorunun cevabını, tarihin tozlu sayfalarından günümüze uzanan bir yolculukla birlikte keşfedelim. Havanın Hukuku: Göğe Açılan Yeni Bir Kapı Uçakların gökyüzünü doldurduğu, hava trafiğinin milyarlarca yolcuyu taşıdığı günümüzde “hava hukuku” kavramı bize çok doğal geliyor. Ancak 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında durum çok farklıydı. Uçaklar…
16 Yorum