Kuran’a Göre İnsan Nasıl Yaratılmıştır? Hayat, Biraz Ciddiyet, Biraz da Mizah
Bazen kendi hayatımı düşündüğümde, “Nereden geldim, nereye gidiyorum?” diye sorgularım. İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, sürekli espri yaparım ama bir o kadar da her şeyi fazla düşünürüm. Hani, bazen bir espri yapıyorsunuz, herkes gülüyor ama sonra tek başınıza kaldığınızda, o esprinin arkasındaki derin felsefeyi sorgulamaya başlıyorsunuz. İşte ben böyle bir insanım.
O yüzden geçen gün kafama takıldı, Kuran’a göre insan nasıl yaratılmıştır diye düşündüm. Kuran’a göre insanın yaratılışı derin, anlamlı bir konu ama ben bunu mizahi bir şekilde, biraz eğlenceli ama aynı zamanda derinlemesine ele almak istedim. O yüzden yazıda bazen iç sesim devreye girecek, bazen de sizlerle sohbet ediyormuşum gibi diyaloglar olacak. Hazırsanız, başlıyoruz!
Kuran’a Göre İnsan Nasıl Yaratılmıştır? Bir “Adam”lık Başlangıcı
Herkesin bildiği gibi, Kuran’a göre insan, Allah tarafından yaratılmıştır. Ama olay tam da burada başlıyor. Hani mesela günlük hayatta bir şeyler yaratırken, “Ah, bir kek yapayım da yiyelim,” diyorsunuz. Ama Allah, insanı yaratırken öyle “kek yapalım” modunda değil. İşin içinde biraz daha ciddiyet var, arkadaşlar.
Kuran’a göre insanın yaratılışı biraz daha farklı. Allah, önce toprağı yaratmış, sonra da ondan bir “çömlek” gibi bir şey oluşturmuş. Bu çömleği almadan önce, “Biraz daha sert olsun mu, yoksa yumuşacık mı?” diye düşündüğü kesin. Yani insan, çamurdan yaratıldı. Ama tabii ki toprağı birleştirdiğinde ortaya çıkan şey, sadece bir çamur yığını değildi. Sonuçta insan, mükemmel bir yaratılıştı.
Önce biraz toprağın içine karıştırılmış su ekliyor. Sonra o suyu, çamur hâline getiriyor. “Hadi bakalım, sıradaki safhaya geçelim!” diyor ve bir şeyin ortaya çıkmaya başladığını görüyorsunuz. Yani aslında insanın yaratılışı, biraz da Allah’ın sabırlı bir çömlekçi gibi şekil vermesiyle oluyor. Hani bazen kendi kendime “Allah, bu kadar sabırlı olabilseydim, bu kadar çabuk sinirlenir miydim?” diye düşünüyorum. Tabii sonra diyorum ki, “Yok, sabır Allah’a mahsustur!”
Nefes Alın, İçinizdeki Hayat Başlasın
Ama Kuran’a göre insanın yaratılışı burada bitmiyor. Toprağın ve suyun karışımıyla şekil almaya başlayan o insan heykeli, son halini almadan önce bir başka aşama daha var. Yani o kararmış, yumuşak çamur hâlinde şekil alan insan, bir noktada… Hani böyle, başka bir seviyeyle karşılaşıyor: Allah, ona ruh üflüyor.
Evet, evet! Ruh! Allah’ın ruhu, insanın içine üflendiğinde, hayat başlıyor. Yani aslında biz, her birimiz bir nefesle hayata gözlerimizi açıyoruz. Ruh üflendiği an, o insanın cismi, ruhuyla birleşiyor ve bir insan olarak doğuyoruz. Gerçekten büyük bir an bu. Hani, bazen ben de bir şeyi başarmak için çok uğraşıyorum, ama sonra bir bakıyorum, “Vay be, bütün bu çabalar, ruhumun nefes alması kadar anlamlı mı?” diyorum. Neyse, buralarda biraz fazla felsefe yapmaya başladım, devam ediyorum!
O Gömleği Giymek: İnsan, Özgürlüğünü Buluyor
Şimdi, bir insanın yaratılışı, sadece çamur ve ruhla bitmiyor. Kuran’da anlatılan bir diğer ilginç detay ise, insana elbiseler verilmesi. Evet, bildiğiniz giysi! Yani Allah, insana cennette çıplak bir şekilde yaşamaması için elbise de giymiş. Bu biraz da bize bir ders gibi, değil mi? İnsan bazen bedensel ihtiyaçlarını gereksiz yere abartabiliyor ama bir de ruhsal ihtiyaçlarımız var.
İlk insan, cennette özgür bir şekilde yaşayabilecek şekilde yaratılmıştı. Tıpkı bizler gibi, özgürlüğüne düşkün bir varlık. Ama elbise meselesi de önemli. Kuran’a göre, bedenin bir örtüsü var; tıpkı ruhun bir örtüsü gibi. Ama insan, bedeniyle olduğu kadar, ruhuyla da önemli. Hani ben bazen düşünüyorum, “Vallahi, her şey bir elbise gibi; ruhunu da görebiliyorsam, o zaman doğru yoldayım demektir!” diyorum kendi kendime.
Serüven Başlıyor: İsyan, İsyan, İsyan!
İşte, asıl mesele de burada başlıyor. İnsan yaratıldıktan sonra, Allah ona özgür irade verdi. “Yapabileceğiniz her şey var, sadece bir tek ağaçtan yemeyin,” dedi. Ama tabii, o ağaç hikâyesi var ya, işte orası bir tuhaf. İnsan, Allah’ın verdiği her şeyin tadını çıkarırken, bir noktada o yasak meyveye yöneliyor ve… ne yazık ki ilk isyan başlıyor! Yani demem o ki, özgür irade güzel bir şey ama insana hep öyle bir “Neyim eksik?” sorusu geliyor. Bu yüzden insanlık tarihi, bazen yanlış tercihlerin, bazen de Allah’ın sabırla insanı affetmesinin hikâyesi oluyor.
Düşünsene, Allah sana her şeyi vermiş, “Bir tek şunu yapma,” diyor. Ama “Bir tane yapabilirim ya,” diyorsun ve felaketi başlatıyorsun. Ben de bazen bu kadar kolay gaza geldiğimi düşünüp, “Hadi ama, biraz daha sabır, biraz daha düşün!” diyorum. Ama gel gör ki, bir kere yanlış yola sapınca iş işten geçiyor.
Sonuçta: İnsan Olmak Nedir?
Kuran’a göre insan, aslında çok özel bir yaratılıştır. Ama bu özel yaratılış, bir yandan da sorumluluk gerektiriyor. Allah insanı mükemmel bir şekilde yaratmış olsa da, o insanın da sorumlulukları var. İnsan, özgür iradesiyle her zaman doğruyu ve yanlışı seçebilecek bir varlık. Ama en önemlisi, her zaman başına gelen her şeyin arkasında Allah’ın planının olduğunu unutmamak lazım.
O yüzden ben bazen kafamda sorgularken, “İyi de, ben neden sabahları uyandığımda kendi kendime ‘Bugün daha ne kadar zor bir gün geçirebilirim?’ diyorum?” diye soruyorum. Hani, Allah’ın planını düşündüğümde, her şeyin aslında bir parçası olduğumuzu, o büyük düzende yerimizin olduğunu kabul ediyorum. Sonra da rahatlıyorum.
İnsan, bir parça çamurdan ve ruh üflendiğinde hayat bulmuşsa, geriye kalan her şey aslında daha basit. Yaşamak, hem bir şans hem de bir sorumluluk. Hani bazen kafama takılıyor: “Vallahi, Allah’ın ne kadar sabırlı olduğunu takdir ediyorum. Ama benim sabrım, hele de sabahları işe giderken, o kadar da uzun olmuyor!”
Sonuç olarak, Kuran’a göre insan nasıl yaratılmıştır? sorusunun cevabı oldukça derin. Ama bir yandan da çok basit: İnsan, Allah’ın kudretiyle yaratıldı ve özgür irade verildi. Biz, her birimiz birer nefesten, birer hatadan ve birer şanstan ibaretiz. O yüzden, bazen günün stresinden bıksam da, Kuran’a göre insanın yaratılışındaki derinliği düşündüğümde, yaşamın ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlıyorum.