Esnek Maddelere 3 Örnek: Hayatın Kendi Esnekliği Üzerine Düşünceler
Kayseri’nin soğuk sabahlarında, ışıkların ilk sıraları eve vurduğunda, beni bir şeyler düşündürmeye başlar. Çekmecemde yıllardır tuttuğum günlüklerden birini karıştırırken bir kez daha anlıyorum; bazen yaşadıklarımız kadar, yaşadıklarımıza nasıl baktığımız da bizim hayatımıza yön verir. Bugün, esnek maddelerin anlamını düşündüm. Her birinin özelliği, onları bir şekilde daha şekil alabilir, daha dirençli ya da daha dayanaklı kılacak bir gizem taşır. Ancak bu maddeler bir anlamda hayatımda da iz bırakan özelliklere benziyor. Onlar gibi bendeki esneklik, her yeni deneyimle biraz daha farklı şekilleniyor.
Bir gün, bir haftasonu sabahı, Kayseri’nin yavaşça büyüyen pazarı gibi, bir düşünce kafama takıldı: esnek maddeler nedir? Her şeyden önce, bunlar benim için yalnızca fiziksel bir kavram değil; aynı zamanda bir duygusal durum, bir hayal kırıklığı ya da umut da olabilir. Ama her neyse, esnekliği hayatımda görebileceğim bir şey olarak tanımlamak istiyorum.
1. Silikon: Bükülüp Dönüp Gelebildiğimiz Bir Dünya
İlk örnek, silikon. Kayseri’nin o soğuk günlerinde, sabah kahvemi içerken silikonun bana verdiği duygulara dalıyorum. Beni düşündüren, esnekliğiyle göz alıcı olmasından çok, yaşadıkça değişebilme yeteneği. Silikon, bakıldığında sert bir madde gibi gözükse de, üzerine basıldığında ya da ısındığında şekil değiştirebiliyor. O kadar sert ve katı gibi duran bir şeyin içinde nasıl bir esneklik gizli olabilir diye düşünmeden edemiyorum.
Bazen biz de silikon gibi oluruz, değil mi? İçsel katılığımızın, sertliğimizin, hayata karşı tavrımızın her zaman zorlayıcı olmasına izin veririz. Ancak bazen o sertlik kırılır ve yumuşarız, bükülür ve yeniden şekil alırız. İşte bu, bence insanın gerçek esnekliği. Silikon gibi, biz de hayatta zor anlarda bükülüp geri kalkabilen bir yapıya sahibiz. Bu, insanın kendi gücünü bulması gibi bir şey.
Hikayemde, 25 yaşımda, sonbaharın ortasında başladığım bir ilişkiyi hatırlıyorum. İlk başta, her şey mükemmel görünüyordu. Ama sonra o ilişkiyi gerçekten tanımaya başladım. Zaman zaman silikona benzer şekilde sertleşiyor ve birbirimize karşı duvarlar örüyorduk. Ama bu duvarları aşabildik. Bizim de içimizdeki silikon gibi esnekliğe sahip olabileceğimizi fark ettik. Hayat bazen o kadar sert görünebilir ki, ama onun esnek tarafını görmek gerek. Silikon gibi, zamanla hep birlikte daha güçlü ve dayanıklı bir hale geldik.
2. Kauçuk: Bazen Geri Dönmek Gerekir
Kauçuk da bir başka esnek madde. Bükülüp, gerilip yeniden eski haline gelebilen bu madde, benim için aynı zamanda hayal kırıklıklarının ardından toparlanma sürecini simgeliyor. Kayseri’nin o taşlı, dar sokaklarında yürürken, bazen içimdeki sıkıntıları düşünüyorum. Hayatımda o kadar çok an vardı ki, bir süre geri çekilmek, derin bir nefes almak ve sonra yeniden yola koyulmak zorunda kaldım. İşte kauçuk bu noktada çok anlamlı bir örnek.
Kauçuk, ne kadar gerilirse gerilsin, sonunda tekrar eski haline gelir. Tıpkı ben, tıpkı bizler gibi… Hayatta bazen o kadar zorlanırız ki, sanki hiçbir şey aynı kalmayacak gibi hissederiz. Ancak geriye dönüp bakınca, her yaşadığımız şeyin bizi daha güçlü kıldığını fark ederiz. Esneklik, bir nevi, düşüp kalkabilme yeteneğiyle ilgilidir.
Bir gün, uzun bir ilişkiyi bitirdiğimde, kendimi tıpkı kopmuş bir kauçuk gibi hissetmiştim. Ama zamanla, tıpkı kauçuğun gerilip toparlanması gibi, ben de kendimi toparladım. Her şeyden bir ders aldım ve tekrar ayağa kalktım. Kauçuk kadar esnek olabilmek, her darbeye rağmen hayatta kalabilmeyi öğrenmektir.
3. Çelik Tel: Güçlü Olabilmek İçin Eğilmek
Çelik tel de bir başka örnek. Dayanıklı, güçlü ve sert bir madde gibi görünen çelik, aslında zaman zaman eğilebilir. Ne kadar sert olursa olsun, çelik tel de eğilir ve kırılmaz. Bu bana, güçlü ve dirayetli olmanın da bazen esneklikten geçtiğini hatırlatıyor. Her zaman güçlü olmak, hep taş gibi dimdik durmak zorunda değiliz. Bazen, biraz eğilip bükülmek, zayıf hissetmek de insanın en güçlü hali olabilir.
Bir sabah, yürüyüşe çıktığımda, etrafımdaki manzaralar bana bu duyguyu hatırlattı. Çelik tel gibi güçlüyken, esneklik de bir tür güçtür. Benim için, gerçek güç, duygusal olarak zor zamanlardan sonra bile, tekrar ayağa kalkabilme cesaretini bulabilmekti. Çelik tel gibi, bazen esnek olmak, en derin güçtür. Zor zamanlardan geçerken, çelik tel gibi bükülüp, sonrasında yeniden daha güçlü olma yeteneğini kazandım.
Esneklik ve Hayatın Gerçek Anlamı
Bugün, Kayseri’nin soğuk sabahına yeniden uyandım ve güne başlarken bir kez daha anlamaya çalıştım: Esneklik ne demek? Esnek maddelere bakarken, aslında hayatı, kendimizi nasıl şekillendirdiğimizi ve zorluklarla nasıl başa çıktığımızı daha iyi anlıyorum. Silikon, kauçuk, çelik tel… Her biri bana hayatın farklı yüzlerini gösteriyor. Esnek olmak, hayata karşı güçlü durabilmek, içsel gücünü bulabilmek, bir şekilde bükülüp tekrar eski haline dönmek demek. Ve belki de esnek olmak, her şeyin üstesinden gelebilme gücünü kazandıran bir yetenek.
Her gün biraz daha güçlü, biraz daha esnek olmaya çalışıyorum. Belki bir gün, her zor anın ardından tekrar şekil almayı, duygularımın arasında gezinmeyi daha iyi başarırım. Ama ne olursa olsun, her gün biraz daha gelişiyor ve esnekliğimi artırıyorum. Kim bilir, belki bir gün, bükülüp tekrar düzleşeceğimiz bir dünya bizi bekliyordur.
Esneklik, bence, hayatın en güzel gücüdür.