Suçluluk Belirtileri Nelerdir? Bir Anın Derinliği
O Anı Hatırlıyorum
Bir gün, sabah erken saatlerde, Kayseri’nin sokaklarına düşen o ince kar yağışını izlerken, bir şey vardı içimde. Bir huzursuzluk. Bir şeyin eksik olduğu, bir şeyin yanlış gittiği hissi… O gün tam olarak ne olduğunu bilmiyordum, ama içimde bir ağırlık vardı. Bir süre sonra, bu his bana tanıdık gelmeye başladı. Suçluluk.
Bir olay yaşanmıştı. İki hafta önce… Hem bana hem de başkalarına zarar verecek bir şey. Bir arkadaşımın kalbini kırdım. Bunu o an hissettim ama yapmam gerekeni yapamadım. Bir hata yapmıştım ve hatamın üzerini örtmek, görmemek daha kolay olmuştu. Ama bir sabah, kar taneleri camıma düşerken, içimdeki suçluluk bir anda gözlerimi kör etti.
Suçluluğun İlk Belirtileri
O günden sonra, her şey normalmiş gibi davranmak çok zordu. İçimde bir kıpırtı vardı, bir yanlışlık, bir kaybolan parça. Yalnızca kendimi suçlu hissetmiyordum, aynı zamanda başkalarına olan yaklaşımım da değişmişti. Önceleri hayatın ne kadar rahat ve basit olduğunu düşündüğüm zamanlarda, şimdi en küçük bir gülüş, her bir kelime, her bir bakış beni rahatsız ediyordu.
Bir gün, bir arkadaşımın gözlerine baktım ve yüzümdeki o anlık garip ifadeyi fark ettim. Onunla konuşurken, gözlerimi kaçırıyordum. Gözlerim bir anda o kadar hassaslaşmıştı ki, her bakış beni daha da derin bir suçlulukla boğuyordu. Bir süre sonra, içimdeki ses sürekli olarak beni suçlulukla yüzleştiriyordu. “Bunu nasıl yapabildin?” sorusu sürekli kafamda yankılanıyordu.
İçimdeki suçluluk, beni izlediği her an biraz daha belirginleşiyordu. Yavaşça fark ettim ki, suçluluk belirtileri en çok, insanın kendisini çevresindeki insanlardan kaçırdığı anlarda belirginleşir. İçimdeki bu kaybolmuşluk, bazen kasıklarımda bir gerginlik, bazen de gözlerimdeki bulanıklıkla kendini gösteriyordu. Ama her halükarda, suçluluk bir yük gibi omuzlarımda ağırlaşıyordu.
Suçlulukla Baş Etmek
Bir süre sonra, bu suçluluk hali fiziksel olarak da kendini gösterdi. Artık uykusuz geceler geçirmeye başladım. Ne uyuyabiliyor, ne de tam anlamıyla bir şeyler yiyebiliyordum. Her geçen gün biraz daha içine kapanıyor, içimdeki huzursuzluğu yansıtmamaya çalışıyordum. Ama bu, hiç de kolay değildi. İnsan suçluluk hissettiğinde, en basit şey bile bir yük haline gelir.
Bir akşam, yalnız başıma yürürken birden içimde bir şeyler kırıldı. O kadar uzun bir süre içimde tutmuştum ki, bu duygu bir patlama noktasına gelmişti. Yavaşça adımlarım hızlandı, içimden bir şeyler dökülmeye başladı. O an fark ettim ki, suçluluk bir ağırlık gibi üzerime çökmekle kalmaz, aynı zamanda duygusal olarak da bir yıkım yaratıyordu.
Düşüncelerim karma karışıktı. “Hatalıydım,” diye düşündüm. “Ama nasıl düzeltebilirim? Nasıl affedebilirim?” Bu sorular sürekli kafamda dönüyordu. Kafamın içinde bir yandan mühendis gibi analiz yapıyordum, hatamı nasıl telafi edebilirim diye. Ama içimdeki insan tarafı, affetmenin ve başkalarına karşı dürüst olmanın gerektiğini söylüyordu.
Ve Sonunda Bir Adım
İçimdeki duygusal çatışmalarla başa çıkabilmek, suçluluk hissinin beni yıkmasına izin vermemek için nihayet bir adım atmaya karar verdim. Bir sabah, o arkadaşımın kapısını çaldım. Hala ne diyeceğimi bilmiyordum, ama gözlerinin içine bakıp, özür dilemek istedim. Suçluluk hissi, her ne kadar kalbimi acıtıyorsa da, bu adımı atmadan bir tür rahatlama bulamayacağımı biliyordum.
Birkaç kelimeyle başladım: “Yanlış yaptım. Gerçekten üzgünüm…” İçimdeki o kocaman suçluluk duygusunun biraz olsun rahatladığını hissettim. Bunu ona söylediğimde, gözlerimdeki o garip bakışın biraz azaldığını, yavaşça normale döndüğümü fark ettim. Suçluluk, ancak doğru bir adım attığımda, ve dürüst olduğumda hafiflemişti.
Suçluluk ve Beni Yansıtan O An
O günün sonunda, suçluluk belirtilerinin sadece fizyolojik değil, aynı zamanda duygusal ve sosyal yönleriyle de başa çıkmam gerektiğini anlamış oldum. İçimdeki mühendis, analitik bir yaklaşım geliştirirken, içimdeki insan, duygusal bir çözüm bulmaya odaklanıyordu. Ve sonunda, bu iki tarafın birleşimiyle, suçluluk duygusu biraz olsun yerini anlayışa bırakmıştı.
Suçluluk, belki de insan olmanın bir parçasıdır. Hatalar yaparız, ama onları fark etmek, kabul etmek ve düzeltmek, bizi gerçekten büyütür. Ve belki de suçluluk, sadece bir hissiyat değil, insanın özünden gelen bir uyarıdır. Bu hissi yaşamak, bizi daha insanca ve daha dürüst kılar.